Bariz yanlışlardan da kaçmak lazım- Sorgu Sual-1

İşten çıkma kararını verdikten sonra en çok yapmayı planladığım şey buranın üzerine biraz daha fazla düşmekti. Bayram tatilinde memleketime gidemedim. Daha doğrusu gitmemeyi tercih ettim. Bayramdan hemen sonra yaklaşan sınavlarım sebebiyle, gitmediğin süre boyunca oturup sürekli ders mi çalıştın derseniz.. hayır.

Ama nedense bir şeyi yapamamak ve yapmamayı tercih etmek arasında çok kalıyorum. Bir şeyi eğer ben yapmamayı tercih etmişsem, bunu yapmadım diyebilmenin içimdeki mutluluğunu yaşıyorum.

Geçen gün fark ettim, bir şeyleri ya tam yapıyor ya hiç yapamıyorum. Okumam gereken kitaplar varken bir kaç gün elimi hiç sürmüyor, okuduğumda da bir kaç günün acısını çıkardığımı görüyorum. Bir şeyler yapmak için karar alıyorum, yapmıyor yapmıyor yaptığımda ise o zamana kadar aldığım tüm kararların hepsini gerçekleştiriyorum. Sanırım biraz olduğunda mükemmel olsun, sorunsuz olsun kafasında yaklaşıyorum. Bu da beni biraz geri bırakıyor.

Kafamda onlarca cevapsız soru var. Doğru mu söyledi? Şunu mu yapsaydım? Şöyle mi söyleseydim? Artık bunun sonu gelecek mi?

Bu sorular insanı gerçekten girdap gibi içine çektiğini gördüğümde dur dur dur diyorum. En baştan başlıyorum tekrardan.

Çok klişe olacak ama insanlar ne zaman yaptıklarından pişman olacak? Ne zaman doğru olanları görmeye başlayacak? Ne zaman gerçekten verdiğimiz kıymetin karşılığını alabileceğiz?

Bunların cevabını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var, bir şeyleri yanlış yapmayı, yanlışın içinde olmayı, inanmadığım şeylerin peşinden gitmeyi, yapmacık olmayı istesem de yapamıyorum. Bunlar neyi kaybetmeme sebep oluyorsa dönüp zaten hiç benim olmamış diyorum. Yoluma devam ediyorum.

Hayatınızda hep doğruları yapacak değilsiniz, ama bariz yanlışlardan da kaçmak lazım.

Geçen karşılaştığım güzel bir şeyi paylaşmak isterim.

Dünyanın en tuhaf mahluku
Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin,

demeğe de dilim varmıyor ama kabahatın çoğu senin,
canım kardeşim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir