Geçen Yirmi Bir Yılın Ardından

11 Temmuz 2019,

Geçen yirmi bir yılın ardından dönüp baktığımda gerçekten upuzun hayatta hiç bir şey olmadığımızı hepimizin küçücük bir çark olduğunu anlamaya yetecek bir zaman geçirdiğime inanıyorum. Hep katıldığım ortamlarda, sınıflarda, iş yerlerinde küçük olmanın verdiği faydaları sonuna kadar kullanırdım. Eksi yanları da yok diyemem tabi ama genellikle küçük olmak her zaman için iyidir. İnsanlar yaşadığı tecrübelerini aktarıyor, yol gösteriyor. Senden ilerde olanların yaptığı hataları görüp biraz daha hayatına yön verme şansı yakalıyorsun.

Geldiğim nokta da bakıyorum, bir çok kişi nasıl bu yaşıma geldim anlamıyorum diyor. Yaşadığım yirmi bir yılın tamamını, nasıl geçtiğini,geçmediğini adım adım hatırlıyorum.

Hayatımda bir çok yol ayrımı oldu, seçtiğim yolların hepsinin diğerlerinden uçurumla ayrı ayrı olduğunu görüyorum. Düşündüğümde şunu yapmasam bunu yapsam ne olurdu diye işin içinden çıkamaz oluyorum.

Hayatımı karartacak kadar olmasa da bir çok hata yaptım. Bir çok yanlışın içinde bulunduğumu görüyorum. Pişman olmadığım şeyler yok değil tabi ki var. Ama inanıyorum ki pişmanım deyip hayatımı karartmaktansa yaptığım hataların yanında gelen avantajlardan istifade ediyorum. Zaman zaman gerçekten bunu nasıl yaptım dediğim de oluyor. Hayatımda kendime kattığım en büyük faydanın telaşlanmamak olan kötü bir şeyin bana nasıl fayda sağlayabileceğini düşünür oldum.

Üniversite yıllarında da aldığım en güzel kararlardan birisi yazmak oldu. Yazmak dediğimiz şey, alıp kelimeleri yan yana getirmekten oluşmadığını yazmaya başlayınca anladım. Bir şeyler yazmak için sürekli araştırmak, okumak gerektiğini fark ettim. Bu fark etmenin sonucunda ilgili olduğum şeyleri ortaya çıkardım. İlgilerimin peşinden gitme şansı yakaladım.

Bu doğum günümde daha net gördüm ki hayatımız sosyal mecralara çok önem verir hale geldik. Babamla daha konuşup doğum günümü kutlama şansını yakalayamadan babamın hiç kullanmadığım Facebook duvarıma yazdığı yazıyla uyandım. Teşekkürler baba bende seni çok seviyorum.

Doğum günümde en çok nerede olmak isterdim dersek, en yakın arkadaşlarımdan oluşan Monopoly grubunda Tolga’nın 10 Temmuz, Benim 11 Temmuz, Okay Baba’nın 12 Temmuz olan ve bundan iki yıl önce yaptığımız üç günlük doğum günlerini tekrarlamak isterdim.

Bu yeni yaşımda kendime yapmak için hedef koyduğum şeyler; Kesinlikle spor yapmak eski vücut yapıma geri dönebilmek, yabancı dil öğrenebilmek, istediğim yazılım dillerini öğrenebilmek ve yeni yaşımı Erzurum ilinden kurtulup görmek isterim.

Velhasıl kelam, yirmi iki yıllık hayatımda öğrendiğim ve hala doğru olduğunu düşündüğüm şeyler, insan merak etmeyle başlıyor, araştırmayla dolduruyor, öğrendiklerini hayatının herhangi bir yerinde değerlendirerek yapacağı şeyleri güzelleşmesine sebep olabiliyorsa var olabiliyor. Kendisine iyi gelmeyen kendini bir adım ileri taşımayan şeylerden kurtulabiliyorsa, hayır diyebiliyorsa, gerektiğinde evet demekten kendini çekmiyorsa, yapmacık, yalan dolan olmaktansa uzak durmayı becerebiliyorsa hayatına istediği yönü verebiliyor.

Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kiminki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama!

Zülfü Livaneli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir