Okurken Çalışmak Ve Aynı Zamanda Hayata Devam Etmek!

Merhaba bu yazımda okurken çalışmanın bana artıları ve eksilerinden bahsetmek istiyorum.

Üniversite ilk senemde kendime biraz kafa hazırlığı verdikten sonra, ikinci senemde her şeyi toparlamak artık bir an önce başlayıp bitirmenin planlarını çizmiştim kendime, ilk dönem bir ders hariç tüm derslerimi vermiştim. Ancak çok saçma bir sistem olan yeterli ortalama sisteminde ortalamam yeterli gelmeyince üstten ders alamamış sadece iki ders için döneme başlamıştım. Arkadaşlarımın derse giderken, benim kendi alemimde takılmam benim için bir dert olmuştu. Biraz da keyfime düşkün yaşamayı sevdiğim için dersten boş kalan zamanlarımı Erzurum’da dahi olsa değerlendirmek için bir fırsat doğmuştu ancak genellikle olduğu gibi ne kadar çok etkinlik o kadar fazla gider anlamına geliyordu. Kendi kendime otururken para ve yapmak istediklerim arasında ki dengeyi nasıl sağlayacağımı uzunca bir süre düşünüp çalışabileceğimi düşündüm.

Erzurum’da ne iş yapabilirdim ki?

Tüm mekanları bilemiyorum ancak Erzurum hizmet ve yemek sektörü olarak çalışılamayacak bir yer olarak görüyordum, hala öyle görüyorum. Ne yapabilirim diye düşünürken burada çağrı merkezlerinin olduğunu öğrenmiştim. Nasıl girebilirdim, ne yapabilirdim diye çokça düşündüm ve girip başvurumu yaptım. Başvuru yaptığımı bile unuttuğum bir zaman bana bir geri dönüş geldi ve online sınava girmem için bir link göndermişlerdi. Koşa koşa eve girip mülakatı çözüp geri dönüş yapılmasını bekledim, dönüş yapıldı ve mülakata çağırmışlardı. Şu an çalışma sürem yaklaşık iki yıl olmak üzere neredeyse.

İlk başta işe girerken uykuma, gezmeme, yememe içmeme çok önem veren çok rahatıma düşkün bir kişi olduğum için yapıp yapamayacağımı baya düşündüm. Çevremden yapabileceğim ve yapamayacağım yönünde bir çok dönüş aldım. İşe başlayıp iki ay eğitime gittim. Büyük ihtimalle yazın sonunda çıkar ve okula devam ederim diye düşünüyordum. İşe girdikten sonra yaptığım işte ve okulda başarılı olduğumun farkına vardım ve devam etme kararı aldım.

 

Okurken hem okumanın hem de çalışmanın artılarına ve eksilerine;

 

1- Kendi ayaklarının üzerinde durabilmek:

Bir şeyler yapmak istediğin zaman, bir yere gideceğin zaman paranı, giderlerini, ay sonunu düşünmek yerine bunu yapmak isteyip istemediğini sorgulamanın rahatlığı, tabi öğrenci harçlığı ile ay sonunu getirebilen bir bireye Türkiye şartlarında asgari ücretin biraz daha üzerinde ücretler kazanmaya başlayınca o parayı dengelemek, değerlendirmek gibi sorumlulukların altına da giriliyor.

2- Zaman yönetimi:

Son dönemlerde bunun üzerine sayfalarca yazı yazılabilir bir konu zaman yönetimi. Hangimiz telefonu, bilgisayarı karşımıza alıp sosyal medyada, oyunlarda kendimizi kaybedip saatin kaç olduğunun farkına varmadan kaç günümüzü geçirmiyoruz ki? Sabah kalkınca yapacağın bir sorumluluğun yoksa o yataktan bile çıkmak bazen anlamsız olabiliyor. Gününü ne yapacağını planlarken gününü bitirenler de burada mı?

3- Sorumluluk sahibi, stres yönetimi:

Kendi kendimize sorarsak sorumluluklarımızı hepimiz er ya da geç olsa bilen kişiler olduğumuzu düşünürüz genellikle, ancak bir sorumluluk haftanızın en az 5 günü varsa, canınız sıkkın olduğunda kaldırıp atamıyorsanız, bugün yataktan çıkasım yok dışarı çıkmayacağım diyemiyorsanız o sorumluluk sizi en kötü halinizde bile ayağa kalkmanıza, sorunları stresleri sahiplenmemizi sağlayacaktır. Onları aşacak gücü kuvveti kendimizde bulmamızı sağlayacaktır.

4- Hayır diyebilmek:

Arkadaşlarınız eğlenirken, oyun oynarken, dışarıda gezerken sizi de çağırabilir. Kim çıkmak takılmak istemez ki? Boş olduğunuzda o an yapmanız gereken bir şey dahi olsa bir sonraki güne erteleyebilir, kendinize anlık tatiller çıkarabilirsiniz. Ama çalışıyorsanız, yarın erken kalkmanız gerecektir. Elinizde ki zamanı yapmanız gereken şeylerle harcamazsanız eğer yarın olmayan zamanınızda yapmanız gereken şeyleri yapamayacak ve yarım bırakacaksınızdır. Bu sebepten ne kadar planlı yaşamayı sevmesem de zaman kısıtları sebebiyle o an tatlı gelen şeye bile hedefleriniz doğrultusunda hayır diyebilmeyi öğreniyor insan.

 

5- Sınav haftası:

Çalıştığınız yer kurumsal bir firma ise yıllık izinler belirli sayıda ve bence’ yetersiz olması sebebiyle öyle sınav haftamda alırım iznime bakarım keyfime diyemiyorsun. Çünkü aileni, yaşadığın şehri, arkadaşlarını özlüyor işten sıkılıyor bazen uzaklaşmak istiyor insan ve bu tercihi yaparken çok arada sırada kalabiliyorsun. Çalışma hayatında kurumsal firmalar okula önem veriyor, sınavlara gönderiyor ama benim sınavım var hadi ben bugün az çalışayım diyemiyorsun. Çünkü orada bir iş var yapılması gereken kimse size göre bir plan yapamaz. Kaçırdığın notları tamamlamak, sınavlara son gece çalışma diye bir şey artık hayatınızda bulunmuyor. Çünkü son güne bırakılmış bir sınava sabaha kadar çalışıp işe gitmeniz çok sağlıksız olacaktır -ki benim gibi finansal zarar çıkabilecek bir işte çalışıyorsanız- hata kaldırmayacak yapılar içerisinde olabiliyorsunuz. Uykusuz gidip hiç bir işi yarım yamalak yapamazsınız. Sizin o gün çok önemli bir sınavınız var ve iş yerine gidince bu havalar ne olacak konuşan insanların içerisinde bulunabiliyorsunuz. Çok farklı dünyaların insanları olduğunuzu, uzaydan düştüğünüzü falan düşünüyorsunuz bazen.

6- Sosyallik:

E tamam paramızı kazandık artık her şeyi yapar mıyız derken bir bakıyorsunuz ki o kazandığınız parayı istediğiniz gibi harcayacak zamanınız yok. Zamanınız o kadar değerli oluyor ki, izin günlerinizde sabah kalkıp işte bugün benim günüm deyip, arkadaşlarınız için sıradan bir gün olan sizin izin gününüz bir an için gözünüzde kutsal bir gün olmaya başlıyor. Bu sosyallik konusu kişiden kişiye göre değişecektir ancak bir üniversite öğrencisine göre eksilerde başlayacağınız kesin. Bu dengeyi ayarlamak için yaptığınız şeyleri seçmeye başlıyor, boşa zamanınızı harcayacak şeyleri hayatınızda çok rahat görme ve hayatınızdan çıkarmak gibi çok zor kararlar alma becerisine sahip oluyorsunuz. Hele ki sosyallik anlayışınız güzel zaman geçirme, güzel yemekler yeme, değerli insanlarla değerli vakitler geçirmekse eğer bu vakitler sizin için epey değerli hallere geliyor.

Composite image of little boy with his bike in a park

7- Uyku düzeni:

Hayatımda hiç uyku düzenimi yerine getirebilmiş bir insan değilim, uyumayı sevmiyorum zamanım boşa gitmiş gibi hissediyorum ama üzerimde bir yorgunluk var ki bana dokunulmasa bir ay uyuyacak gibi hissettirmiyor değil. Uyku düzeni eğer vardiyalı çalışmıyorsanız rahatça kurabileceğiniz bir zaman, ben erken kalkmayı hayatında hiç bir zaman prensip edinememiş, çok geç uyuyan bir insan oldum hep. Ne kadar uyanamadığım geç kaldığımda olsa büyük ölçüde neredeyse bir yıl sabahın beşinde kalkıp dışarıda yaklaşık -25 civarı bir hava varken arkadaşlarım yeni oyundan kalkmış uyurlarken işe gittiğimi hatırlıyor her sabah gidişimde içimden sövmüyor da değildim. Ama dönüp baktığımda her sabah gittiğimde bir düzen oturtmuş, sabahları güne yapmak istediğim şeyleri yaparak başlayıp, günlük işimi yaparak ardından okula ardından eve attığım zamanlar geçiriyorum. Ev sizin için çok değerli bir hale geliyor. Günün büyük bir kısmını dışarıda geçirdikten sonra eve dönmenin verdiği mutluluğu bir çok insan veremiyor genellikle.

8- İş hayatına atılan adım:

İş hayatına atılan ilk adım, küçük bir adımda olsa çalışma prensipleri, hedefler, görevler, stres altında çalışma, takım ilişkileri, insan ilişkileri, zorlukların altından kalkmak bazende kalmak gibi bir çok tecrübeyi cebine koyup devam etme şansı yakalıyorsunuz. Bu saydığım yetkinliklerin bir çok eğitimi olmakla beraber hiç biri size bunları yaşamak gibi kazandırmayacağı da bir gerçek.

9- İş hayatınıza başladığınızda ki ilk önerim:

İşe ilk girdiğinizde aldığınız ilk maaştan önceki gelirinizi düşünün, aldığınız para onun on katı da olsa giderleriniz hep gelirlerinize göre şekillenecek ve bir kaç ay sonra gelenin gideni anca karşıladığını bazende karşılamadığına tanık olup ben eskiden nasıl geçiniyordum bile diyeceksiniz. Yapacağınız ilk şey ilk aydan başlamak şartıyla bir yatırım aracı seçin ve hiç dokunmayacak şekilde kenarı para atın. En karlısı bence altın, bankalarda artık gram gram altın birikimi yapabileceğiniz uygulamalar bulunuyor hemde siz o parayı hiç görmeden gidecek şekilde ayarlanabilir. Bunlara başlamanız yarın öbür gün işten çıkmak istediğinizde, işten çıkarıldığınız da ya da toplu paraya ihtiyacınız olduğu anda bir anda ilaç gibi yetişecektir. Ben yapamadım, hiç biriktirebilen biri olamadım ama siz olun bence’

 

Ne kadar zor gibi gözükse de, yapamayacağınızı düşünseniz de insan sınırlarını zorlamadan bilemez. Kötüye gideceğini düşündüğünüz derslerin dengeyi iyi kurabilirseniz öncekinden daha iyiye gittiğini görecek, bir yandan kendi paranızı istediğiniz gibi kullanmanın gururunu yaşarken bir yandan da karar alma, kararı uygulama mekanizmalarının kimseye bağlı olmadığını görünce kendinize olan öz güveninizin arttığını da bu şekilde görme şansı yakalayabileceksiniz.

Unutmayın ki çalışan kazanır, elması kızarır.

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir