Karakter özelliklerim sebebiyle çok fazla stresli biriyim. Stres ve Performans İlişkisi adı altında stresli olmanın performansa olan etkilerinden ve bunun için yapılan araştırmalardan birisi olan Yerkes Dorhan Yasası ve Ters U modelinden bahsetmek istiyorum.
Stres kelimesi hekimlik terimlerinde “ameliyat şoku, travma, soğuk, heyecan gibi etkenlerin organizmada, iç organlarda ve metabolizmada oluşturduğu bozuklukların tümü” olarak geçiyor. Ruhbilim terimlerinde ise “kişide, birtakım sorunların yol açtığı coşkusal, ruhsal gerilim” olarak tanımlanıyor.
Aslında hekimlik ve ruhbilim dallarında incelendiğinde sorun ve bozukluklara yorulmaktadır. Peki stres bir bozukluk mudur, sorun mudur?
Yeni bir okula başlarken, yeni bir işe başlarken, sunum yapacağımız zaman, konuşma yapacağımız zaman, bir şeylerin sonucunu öğrenirken genel olarak hayatımızın akışında olmayan şeylerle karşılaştığımızda stres yaşayabiliriz. Buna ek olarak hayat akışında olduğumuz ama belirsiz durumlarda da streslenebiliriz. Yani genel olarak incelediğimizde yeni şeyler yaparken, öğrenirken ya da sonuca ulaşacağımız zamanlarda stres seviyemiz normalin üzerine çıkmaktadır.
Peki insanları hayatta motive eden en büyük etkenlerden birisi yeni yerlerde olmak, bir şeylere başlamak ya da sonucuna erdirmek değil midir? O halde stres sorunlu bir durum olarak görülürken, yapmak istediklerimizi yaparken yaşadığımız en büyük duygulardan birisi olması çok garip değil mi?
Yani stresli olmak istemiyoruz ama istediğimiz şeyler bizi strese sokuyor. Aslına bakarsanız ben stres ile sıkıntının bu tanımlarda karıştığını düşünüyorum. Çünkü karakter olarak tüm insanlarda değişebileceği gibi yeni adımlar atmak istiyor ve yeni adımlar atınca stresleniyoruz. Direk stresin bir sorun olarak ele alınmasını doğru bulmuyorum. Ancak fazla stres, yönetilemeyen stres olarak ele alındığında bir sorun olabileceğini düşünüyorum.
Bunu farklı bir açıdan ele alalım. Bazı durumlarda konfor alanı denilen bölgeden çıkıp, işleri ciddiye almanın en büyük destekçisi yapacaklarımız için girdiğimiz stres olabiliyor. Aslında rahat alandan çıkarak bizi biraz strese sokabilecek adımlardan bahsettiklerini düşünüyorum. Bu konuda her ne kadar bir şeyleri başarmak adına şu girişim sayfalarının paylaştığı “Konfor Alanını Terket!” genellemesine katılmıyor olsam da konfor alanının dışını, biraz stresli bölge olarak tanımlıyorum.
Bu konuda düşüncelerimi destekleyen bir araştırma olan Yerkes-Dodson yasasını ve neleri incelediğini ele alalım.
Yerkes-Dodson Yasası
Yerkes-Dodson yasası, performans ile stres yani uyarılma arasında doğrudan bir ilişki olduğunu varsayıyor. Bu yasanın ileri sürdüğü tezde, yüksek düzeyde uyarılma belirli bir noktaya kadar bir bireyin performansını arttırabileceğini söylüyor.
Robert M. Yerkes ve John Dillingham Dodson tarafından bu yasa 1908 tarihinde öne sürülmüştür.
Bu öne sürülen yasaya göre fizyolojik ve zihinsel uyarılma yani stres kaynağı performansı arttırdığını söylemektedir. Ancak bunun belirli bir seviyeye kadar arttırdığının altını çizmektedirler. Uyarılma seviyeleri çok yüksek olduğunda, performansın azalacağını söylerler. Bu yasayı ele aldığımızda ise performansı arttırmanın belirli bir yolu ise uyarılmayı arttırmamızı ve tetikte kalmamızı sağlayan görevler ediniyor olmamızdır.
Bu yasanın öne sürdüğü iddiayı bir örnekle ele alabiliriz. Sınav dönemlerinde sınava girmeden önce her şey birbirine karışmaya başlar. Sonrasında sınav anında uyarılma ve ciddiye alma seviyemiz belirli seviyelere ulaşır ve bazı bilgileri aklımıza getirebiliriz. Ya da çok fazla stres haline girdiğimizde ise çalıştığımız her şeyi unuttuğumuzu ve aklımıza bir şey gelmediğini söyleyebiliyoruz. Yani sınavın başlamasıyla uyarılmanın belirli seviyeye kadar tutabilirsek performansımızı arttırabiliyor, bu seviyeyi kaçırırsak performansımızı olduğu seviyeden daha aşağıya çekebiliyor.
Ya da farklı bir örneği ele alabiliriz. Bizi heyecanlandırmayan, tekrarlayan ve kopyalanan işleri yaparken uyarılma ve heyecan seviyemiz çok düştüğü için performansımız azalıyor ve o işi yapmaktan kaçınabiliyoruz. Bunun tersini düşündüğümüzde ise bizi heyecanlandıran, yeni ve yönetilebilir zor işlere girdiğimizde uygun seviyede uyarılma ile basit işe nazaran daha istekli olup, performansımızın arttığını gözlemleyebiliyoruz.
Ters U Modeli – Stres ve Performans İlişkisi
Yerkes ve Dodson tarafından ele alınarak öne sürülen bu durum aşağıda yer alan görsel ile betimlenmiştir. Ters U Modeli olarak ele alınmaktadır. Ters U’nun tam orta bölümünde en yüksek performans ve optimal durum olduğu öne çıkarılmıştır.

Ters U Modeli ve bu öne sürülen iddia her birey için farklılık göstermektedir. Benim de ele alarak varsaydığım durumlar kişilere göre farklılık gösterebilir. Bunları ele alırken beceri seviyesi, kişilik yapısı, anksiyete özelliği ve görev özelinde zorluk durumları göz önünde bulundurulabilir.
Burada en önemli durumun kişilik yapısı olduğunu düşünüyorum. Stresi ve uyarılmaları nasıl ele alıyoruz? Hayatımızın her yerinde yeni şeylerle karşılacak ve bizi strese sokacak durumları bile isteye yapacağız. Bu stresi kendimize bir ayak bağı olarak mı tercih ediyor, bizim performansımızı düşürmesine izin mi veriyoruz? Yoksa bunu optimal noktaya kadar uyarılmak adına kullanabiliyor muyuz? Aslında önemli olan noktanın bu olduğunu düşünüyorum.
Yapılan araştırmanın üzerinden çok uzun süre dahi geçse çalışmanın ana hatlarıyla geçerliliğini koruyabileceğini söyleyebiliriz. Buna ek olarak yeni dünya içerisinde bizi uyaran ve strese sokan hali hazırda çok farklı dertlerimiz ve sorunlarımızda bulunuyor. Bunu bir tarihçi ile konuşuyor olsaydık her dönemin kendine ait bir stres kaynağı olduğunu söyler muhtemelen. Ancak bence önceden yaşanılan stres kaynaklarına ek olarak insanın kendini aradığı, yetişemediği, yetersiz kaldığı ve teknolojinin, dünyanın hızında kaybolduğu bir dünyanın içerisinde sürükleniyoruz.
Bizi uyaran ve strese sokan çok fazla durum bulunuyor. Aslında bunu iki şekilde inceleyebiliriz: Çok daha stresliyiz ve çok daha fazla performansımızı arttırabilecek uyarılma sebebimiz bulunuyor. Çok fazla iyilemeye, güzelleştirmeye çalışıyor muyum sizce de? Bu kadar stresin içerisinde bunları kendimize değer bir faydaya dönüştürebilmenin yollarını aramaktayım.
Bu arama sürecimde fark ettiğim ve paylaşmak istediğim önemli bir nokta bulunuyor. İnsan yaşadığı süreç içerisinde stres, sıkıntı, gerginlik, belirsizlik yaşayabilir. İnsanın bir şeylerin içerisinde boğulmaması için, kaybolmaması için bu süreçleri fark ediyor, anlıyor ve yönetebiliyor olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insan; farkında olmadığı sorunun, çözümünü de bulamayacağını düşünüyorum. Stres ve Performans İlişkisi doğru incelenmesi gereken bir ilişki türü olduğunu düşünüyorum.
Stresli olmak, uyarılmak kötü değildir ama her şeyin olduğu gibi fazlası zararlıdır. Fazla doz stresten kaçındığınız, mecburen üstlendiğimiz stresleri ise kendi performansınızı arttırabildiği bir ters “U” diliyorum.
Stress ve sıkıntı duygularını birbirinden ayıracağım bir okuma, ellerine sağlık🫰🏽
Merhabalar,
Beğenmenize sevindim.
İyi okumalar.