Deneyimlediklerim

İlk Kamp Maceram Ve Başıma Gelenler

Merhaba!

Aylardır yaşadığımız kaosun hepimizi ruhsal olarak yorduğunu, değişimlere hazır olmayan kişiler için yaşanan değişimlerin bizi zaman zaman rahatsız ettiği bir dönem geçiriyoruz. Uzun süredir aklımda olan ara ara söylendiğim “Ya aslında yapılacak belli çadırını alacaksın atlayıp yola kafanı dinleyeceksin” lafının ilk adımını attım.

Öncelikle ne sanıldığı kadar kolay ne de korkulduğu kadar zor olduğunu söyleyebilirim.

İlk adımı sürekli yaz ayları gelirken Decathlon’un mağazasında dolanıp bakıp şuna şu kadar buna bu kadar hesaplamalarıyla başlıyor.

Çadır

Öncelikle 160-190-230-330-470 TL fiyatlarla giden alternatiflere baktım. Teknik özelliklerinden daha çok ön plana çıkan şey çadırın biraz daha boy olarak küçük ve büyük olması dikkatimi çekti. Daha sonra kurulum kolaylığı ve ek dış koruma bandı dikkatimi çekti. 470 TL’lik Arpenaz 3 isimli çadıra karar kıldım.

Not: 3 kişilik yazıyor ama üçüncü kişi eğer çocuk değilse kesinlikle rahat bir uyku geçirmeniz imkansıza yakın diyebilirim. Sayılara aldanmayınız.

Uyku Matı

Çadırda uyumanın kafada oluşturduğu en büyük sorulardan birisi yerler taşlı olursa, düz olmazsa rahat yatamazsam gibi soru işaretlerim vardı. Matları inceledim. 25 TL’den başlayıp dört basamaklı fiyatlara doğru giden bir akışı vardı. 25 TL olan 180x50x0,7 cm ürününü tercih ettim. Ancak küçücük bir sorun yaşadım. Evde çadırı kurmaya çıkardığımda balkonda matları unuttum.

Not: Rahatlığa önem veren birisi olduğumu düşünerek matsız bir şekilde yanıma aldığım bir iki küçücük örtüyle mat eksiğini ortadan kaldırıp kaliteli bir uyku yaşayabildim. Matla çok daha rahat olacağına eminim. O yüzden mata ekstra ekstra para harcamanın mantıklı olmadığını düşünüyorum.

Bir iki deniz şortu gibi eksiklerimi tamamladıktan sonra mağazadan çıktım. Çadırı kesinlikle gitmeden kurup denemenizi tavsiye ederim. Bununla ilgili ayrıca Decathlon’un hem Youtube kanalı hem de blogu var incelemenizi tavsiye ederim.

Kamp Sandalyesi ve Masası

Katlanabilir ergonomik boyutlara indirgenebilir ürünler hep dikkatimi çekmiştir. Kamp Sandalyesinin Decathon’da pahalı olduğunu gördüm ama kalitesinden dolayı olabilir. Bu eksiğimi Migros mağazasından temin ettim. 40 ve 60 TL’lik iki tercihi vardı. 60 TL’lik olanı sağlamlığı açısından tercih ettim. Decathlonda da benzer kalitede bir ürünün yaklaşık 150 TL’ler de olduğunu görebilirsiniz. Gelelim ikinci fiyaskoya evde katlanabilir kendi masamı alıp gitmeye karar verdim. Ama sabah uykusuzluğuyla balkonda unutup çıktım. Masa kesinlikle olmalı tüm işinizi o masa üzerinde hallediyorsunuz, olmazsa olmaz gibi bir şey diyebilirim.

Ardından bir diğer fiyaskoya doğru adım adım gidiyoruz Çadır Kurma Yasağı!

Önce sevdiğim koylara gidip hafta içininde verdiği boşluk ve kalabalık olmayan yerlerde rahatça denize girdim. Kamp kurmak için denizi ve ortamını sevdiğim iki yer vardı. Boğsak Koyu ve Eğribük ikisininde artılarını ve eksilerini göz önünde bulundurarak bir eleme yaptım. Boğsak Koyu çevresinde çadır kurabileceğim yerleri göz testine soktum. Ardından çadır kurmuş birinin yanına giderek bilgi aldım. Bu kişi çadır kurmanın şu an yasak olduğunu, her gece jandarmanın gelip defalarca kaldırttığını söyledi. Kafamdan aşağı kaynar sular dökülüverdi. İlk önce ciddiye almadım. Yani koca yerde gelip beni mi bulacaklardı. Tam bunu konuşurken jandarma gelmesin mi, geldi.

Yasaklanmasının detaylarına bakıyordum. Mersin iline giriş çıkışlar 15 günlük süreyle “Demokratik Mücadele Programı” adı altında planlanan eylem,yürüyüş, etkinliklerin provoke edilmesi ve olaylara dönüşmesi kalabalıklar oluşmasıyla beraber Covid-19 önlemlerinin alınamaması gibi şeyler yazıyordu. Denizin kenarında tek başına çadır kuramazsın ama para verip, paralı kamp alanlarına giderek insanlarla iç içe çadır kurabilirsin denildi.

Hemen yapılması gereken aksiyonu aldım ve paralı yerleri kontrol ettim. Bazılarından aileleri kabul ettiklerine dair geri dönüşler aldım, bazılarından bakımlı olmadıklarını kabul ediyorsam gelebileceğimi, bazılarından inanılmaz uçuk fiyatlar aldığımı, bazılarından ise jandarmadan yazılı izinler almam gerektiğinin geri dönüşlerini aldım. Kara kara geri dönüş yoluna doğru ilerledim.

Ama bu sevda böyle bitmemeliydi, illa ki bir çözümü olmaydı.

Daha önce tatil yaptığım yerlerden birisi olan Kapızlı sahiline doğru gittiğimde Belediye ve özel işletmenin karışık olduğu bir kamp alanı buldum. Burada pazarlıklarla falan günlük 40 TL’ye anlaştım. Kapızlı denizi normalde gittiğim yıllarda o kadar temizdi ki denizde çıkan bir taşı sahil güvenliği alıp özür dileyerek gittiğine şahit olmuşluğum olduğu için rahatça gittim.

Anlaşmalar bittikten sonra adamın uyarısı şu oldu: “Korona sebebiyle uzun süredir bakım yapılmıyor, kullanım yapacağınız yerler çok temiz olmayabilir, idare etmeniz gerekiyor” dedi. Ucuz etin yahnisi gibi bir şeye getirdi.

Gerçekten de ortam çok kirliydi. Ama bu kadar yolun hakkını vermeden geri dönmeyecektim. Neyse çadır kurumunu tamamladıktan sonra matı unuttuğumu, masayı unuttuğumu fark etmemin verdiği acılar biraz üzdü. Akşama bir online toplantıya katılmam gerekiyor ve masam yok. Neyse görevlilerden temin ettim.

İki ağacın arasına kurdum. Rüzgar olur bir şey olursa çok etkilenmesin diye bir de güneşten çok fazla etkilenmeyeceğini düşündüm, sadece düşündüm..

Merak ettiğim şeylerden birisi ben bir arabayı tıka basa doldurarak, bazılarını unutarak zor geldim. Bir sırt çantasına her şeyini doldurup gelenler neyi sığdırıyor ne alıyor bilemedim.

Ama arabanın verdiği rahatlık gerçekten güzel. Ne kadar güvenli de olsa kafamda hep acaba eşyalarımın başına bir şey gelir mi sorusunu kilit sistemiyle ortadan kaldırdı. Tabi istediğin yere istediğin saatte gitme, gerekli gereksiz bir çok şeyi yanında bulundurabilme özgürlüğünü de sağladı.

Gözümden kaçan diğer bir olay ise sinekler!

Ne kadar gereksiz bir canlı olduğunu düşünmekten kendimi alıkoyamadığım, tek görevi insanları rahatsız edip bundan ellerini ovuşturarak keyif aldığına inandığım canlılar. Araştırdığımda olmasalar olmazmışız gibi bir doğru ortaya çıksa bile kabullenemediğim bir canlı türü.

Bulabildiğim kolonya ve sinek ilaçlarını alsam da artık çok geçti. Sinekler ben görüşme yaparken beni çoktan yemiş, eşine dostuna gelin şurada biri var deyip toplaşma alanları oldum.

Geliyoruz diğer fiyaskoya denizin kirliliği!

Taş çıkıyor diye özür dilenen denizin içerisinde yemek paketleri yüzüyor, sahillerde yok yok, denizin üstünde mazot akıntısıyla devam eden facia..

Her şey yok Enes geri dön, buralar sana göre değil diyordu. Neyse ortamın keyfini biraz çıkaracaktım ama böyle olmayacaktı.

Gelen diğer iki üç çadırcının işinin ustası olduğu kesindi. Herkesin çadırı sabahları en geç güneşi alırken benim sabahın 7’sinde kabak gibi ortada kalıveriyordu. Onunda tabi ayrı bir ustalığı varmış. Öğrenmiş olduk.

Sabah rüzgarın salladığı ağaçların sesi ve denizin dalga sesleriyle uyanmak çok ayrı bir keyif olduğu aşikar.

Genel Olarak Öğrendiklerim

  • Gitmeden önce 2-3 kez tüm eşyalarını aldığından emin ol.
  • Ne kadar giden kişiler size listeler çıkarsalar da kişisel listenizi ancak gidince oluşturuyorsunuz. O yüzden çadırda boş anlarınızda ne yapmak istediğinizi düşünerek yanınıza eşya alın.
  • Yasak mı değil mi kontrol etmeden kesinlikle çıkmayınız.
  • Gideceğiniz yerleri daha önceden gitmediyseniz çok fazla yorum okuyup fikir edinmeye dikkat edin.
  • Çadır kültürünün genellikle içerisinde rastgele, özgür yerlere kurulmaları söz konusu olsalar bile yer bulamama ya da yaşanabilecek sorunlara karşılık çevresinde kamp alanlarını da öğrenin.
  • Uzun süredir yapmak istediğiniz ama yapamadığınız şeyler varsa ve taşınabiliyorsa yanınızda götürün, bunları yapabilecek çok zamanınız olacak.
  • Kapalı yerlerden başka yerlerde rahat edemem, güvenemem gibi bir fikir içerisindeyseniz benim gibi, denemeden ön yargıda bulunmayınız.
  • Sinek, böcek, güneş ve bunun gibi rahatınızı kaçırabilecek detaylara karşı önleminizi alınız.

Normalde 7-10 gün olarak planladığım tatili 3 güne indirgeyerek geri döndüm. Yaşanan tüm aksiliklere rağmen güzel bir deneyim kazandığımı düşünüyorum. Bu yasak 15 gün gözüküyor. Yasak kalktıktan sonra daha güzel maceralara atılmak için sabırsızlanıyorum.

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir